BLOGGER TEMPLATES - TWITTER BACKGROUNDS

Hürriyet

14 Eylül 2008 Pazar

OYUNCAKLARIMDAN ANILARIMA

Kararsız kaldığımız anlar hangileri diye düşündüğümde,hep köşeye sıkışıyorum.Bu benim karar veremediğimden değil...Yangınlardan, yıkımlardan korktuğumdan, belki de korkudan değil.Acımaktan, acıtmaktan.Sanki herkesin yüreği benim gibi acıyor,çocukluk işte ....deyip geçiveriyorum.Geride kalan çocukluk yıllarından koca bir yığın bırakmışım arkamda.Gözyaşlarımdan da deniz...

Çocukken elimden alıdıklarında kırmızı arabamı, onun için ağlayışımı hatırlarım.Dedemin bana aldığı oyuncakların içinde en güzeliydi sanırım, daha doğrusu benim için en özeli.Dedeme bağlılığım gibiydi oyuncaklarıma bağlılığım.İnsanın yüreği taa o zamandan sevgi seli neredeyse o tarafa akmaya başlar.Çıkar yok, yalan yok, riya yok,ihanet, hiç bir şey yok kötüye dair.Tertemiz yüreğin tertemiz beyaz sayfaları...

Kırgınlıkların çabucak geçtiği taze yürekli zamanlarımı istiyorum diye ağlarken, sesi mi kim duyuyor içinizden? Gel-gitlerin yıprattığı bu gözler,nereye bakar boş anlamlarla kim merak ediyor?

Etmeyin zaten,öyle zehirli ki cevaplarım. Acıların, sızıların ördüğü ağlar,oyuncaklarımdan başlayıp ta dedem de kaybolduğum kayıplarım...Herkes diyeceksiniz...Kim kimin dünyasını yaşamış kurulalı beri, herkes yetmek çabasında. Sevdasına, kederine.başarılarına ve yenilgilerine...Ve en sonunda her doğan bebekten sonra toprak olan bir bedene.

Bu gün yine bir ağlamaktı hal kondu yüreğime, kimbilir nerden? Anıları canlandırdım duvarlarda, iç içe girdiler karmakarışık ve ıslak, belki ondandır...Başbaşa kaldım onlarla ve rüyalarımla. Öyle bir yol gördüm rüyamda, istemediğim ama gittiğim.Işığın parlaklığı olmasa yine bitiremezdim ama işte o ışık....

Anladım ki, o ışık benden, ben de ondan dolayıymışım bunca zaman..............

Mavi Bir Sihirsin Sen

Sen gelmeden önce , hangi renkte, hangi sehirde yaşıyordum ben anlayamamışım bunca zaman.Pembeden kırmızılara, yeşillerden siyahi lacivertlere bakan bir balkondaydım sanki.Unutmak ve unutturmak istediğim o kadar çok şey var ki , ve sen geldin mavi sihrim.Şimdi doyasıya seyredeyim seni köşeme oturup……


Önce yaşantıma getirdiğin renge alışmalı ve doymalı bu gözler.Zira derler ki; ben yeşilden başka renk görmezmişim. Bütün o kırmızılar pembeler yala mıydı öyleyse? Kandırılmış, korkutulmuş gözlerim, yüreğim mavinle yeniden can bulur mu sihrim? Morları , siyahları istemiyorum etrafımda artık……

Mavi bir sihirsin sen bu yürekte,
Yok olmaya yüz tutmuşken gelen.
Simsiyah anılarla, bulutları silen,
Silkeleyen hayatımı……….


Neler getirdin bana geldiğin yerlerden mavim? Okyanus mu yoksa gökyüzü mü rengin? Nelere götürüp te, bırakacaksın beni? Bundan sonra sadece sana hasret kalmaktan korkar, ıslanır bu gözler. Hep sende kalsın, seni izlesin isterim. Sihrinle yüreğim evim değil tüm dünya maviye boyansın isterim. Her yerde sen ol, seni duyup seni koklayayım isterim.

Mavi bir sihirsin sen, rengimi, bakışımı,duruşumu değiştiren. Belki soluduğum, belki kokladığım hava, belki de içtiğim bir bardak sudasın.Aslında nerde olduğunun da önemi yok mavim. Biliyorum ki, hem de her şeyden daha çok biliyorum ki, Sen Bendesin,Sen Bendensin. SEN BENİM MAVİ SİHRİMSİN…………………..

Kırık Kulplar

İnsanım,kulpu kırık hayatlardan, kulpu kırık dünyalardan ve gönüllerden biri.Aynı sizler gibi.Kalbimin kırık yerindeki delikten sevgim akıyor,satır satır kaybediyorum hayatı.Hayaller,istekler içinde boğuşurken kendimizi unutuyoruz.Kalbimizin kulpu kopuyor, hayatımız akıyor.Biz de ağlanacak halimiz gülüyoruz.
Yüzünüze bir kapı kapandığında da güldünüz mü böyle?Ya da işi deliliğemi vurdunuz?Ben yolumu kaybettim ne gülebiliyor ne de ağlayabiliyorum.Yıllar önce başlayan hikayelerimiz var hepimizin.Anlatmaya korktuğumuz ,yazmaya kalem bulamadığımız hikayeler.Ben de anlatamadım ama en sonunda kalemi buldum.Belki uzun belki acıklı belki de sevgiye açbir hikaye.Hani şu delikten akan sevgimiz var ya ,işte o sevgiye.Geçen gün o kırık yere biraz yama yaptım bu gün düştü.Bir tıpa buldum tıkadım bu seferde sızdırdı.Hayat ve sevgim korkup ağlamaya başladı.Akmaktan değil de farkedilmeyip ezilmekten korkmuş bir halleri vardı.Neyseki hepimizin avuçları var dimi, tuttum avucumda taşıdım ısıttım onları.Aksa da düşse de hayat benim ,bizim.Hikayelerimizin hepsi bu deliklerden kaybettiklerimizden ibaret.Bunların farkında olup ta elini uzatmayan varsa hemen kalksın yerinden.
Hayat gerçekten değerli dostlar.Bu aslında daha uzun yazılması gereken ve yazılan bir konu. Ben sizlere bu kadarını anlatıcam çünkü sizlerinde buna birşeyler katmanızı istiyorum.kendi hayatlarınızdan,sevgilerinizden ve yitirip kazandıklarınızdan bahsedin.Kalbinizin kulpunu kırmadan kapılarını açın hayata........
Kalbim acımış farkında olmadan kulpunun kırık olduğunu unutmuşum sevgiler akardı ya ondan.Neyse tamir etmeye çalıştım kendimce, sıvadım, tıkadım yine kanadı.Bir gün, bir gün durdu baktım ki yanımda küçücük bana bakan bir kalp daha. Baktım ona öyle uzun uzun.Onunda kırık mı acaba kulpu kanadı diye sordum, evirdim çevirdim yoktu sapasağlam diye sevindim.Öyle bir kaç zaman onu da sevgimle beraber avucumda göğsümde sakladım, korudum.Gün geldi kötü bir gün.O küçücük kalbin kulpunu kırdı.Kendime kızdım ,kızdım,kızdım.Bu sefer kendimi unuttum sadece onu sardım, korudum.Yıllar geçti herşey terketti ama o küçük şey var ya hala benimle.Ben ona sarıldım o da bana.
Hep hayata acımasız dedik ,hain dedik,kötü dedik,beni yarı yolda bıraktı dedik.Biz hayata ne yaptık?İşte böyle ardımıza bakmadık, umursamadan kulplarımızı yollarda kaybettik,ne anılara ne de geleceğe sahip çıkmadık.Hayat bize küstü,biz suçluyduk herşeyi onun üstüne attık.Hayatın dili olsa söylerdi bana bunları.Ama önemli olan konuşmak değil ki;dokunmak yaraları sarmak sevmek sevilmek.Kırık yerleri kaparken elinden tutmak, yanındaki küçüğe yoldaş olmak kırılsa da korumak.Ve hayatında bir ucunun kırık olduğunu anlamak.Hayat bizim ta kendimiz ;sen ,ben ,o .....
Umudunu ve hayatını diri tutan, kendi yarasını sararken başkasını da saranlar.Geleceğe geçmişlerinizin ışığı vursun,arkanızda koca engeller bırakmayın.Herşeyin bittiği anda bile yeni bir başlangıç var, aldığınız tadı büyütün ,aktarın.Hayatın üzerinde sizden bir iz olsun.Hayat beni yendi;işte bunu demeye hakkınız yok.Burada kendinden bir pay bulanlara sesleniyorum;
iki eliniz var biri neden arkanızda boş duruyor???????????
Yaralı gönüller var hepimizde belki, belki de hepimizde tek bir gönül.Terkedilmişliğin,kaybedişlerin tadını hepimiz gördük.Aynı tadların esiri müptelası olduk.Kendimizi geleni gideni akıttık çoğalttık.Doğduk doğurduk güldük güldürdük.Sonrasında en acı vereni ölümü gördük.Tüm bedenimiz benlğimiz yandı dumanını belki savurduk belki hapsettik.Kapattık kendimizi hayata dünyaya.
Bu öyle kalamaz ya sonsuza kadar.Kapı çalınır bir gün bir misafir giriverir içeri.Allal bullak olursunuz belki.Sonra bırakırsınız kendinizi.Tabi hayat acı bir kumar da olabilir cennet de.Kayıp ve kazançların riskini almadan cesur olmadan yarın olmayacak biliriz.Geçmişten geleceğe geçme zamanı artık.
Hayat çoğalır hayat üretir tüketir biz büyürüz yolumuzdakilerle.Bazen sadece biz büyürüz onlar hep aynı kalır.bazen de tam tersi.Aşık oluruz yüceliriz küçülürüz bazen birşeylere oyuncak olur tüketiliriz bazen de kendimizi korur ama başkasını ezeriz.Bir elimizle hayat böyle işte.Ne delik tıkanır ne akanlar toplanır.
Sen ikinci elden korkma hayat.Senin yoksa bırak başkasının eli dokunsun sana hissetsin sevsin.Başkasının yüreği kulp olsun sana,kırık kuplar bir olsun.BIRAK HAYAT SENLE MUTLU OSUN......YETMEDİ Mİ ARTIK AKANLAR..........
Akan gözyaşlarına ağlayamayacak kadar büyüdük,zamanı boş geçiremeyecek kadar kaybettik.İsterdim ki hep kazanalım;dostları ,sevgileri,sevgilileri,aşkları,dünyanın tüm şanslarını....
günleri boş boş harcarken sormadım kendime ben nereye gidiyorum nerede durmam gerekiyor diye.Belki hayata acele ediyordum,bazı yitirdiklerimi yeniden ve sadece kendime istiyordum.Koşarken pek çok insan bıraktım geride, yerinde ve yersiz bırakılışlar...
Şimdi işte böyle kırık kulpların derdine düştük hep beraber.Kimimiz kayıplarını,kimimiz mutluluklarını, kimimizde aşklarını andı,yandı.Eğer hayat geriye akabilseydi DUR diye hep beraber bağıralım derdim ama biliyorum ki hayat benle beraber büyümüş, belli ki yaşlanmış ta.Sıra bende, sizde şimdi.Uzat arkana sakladığın elini de tut hayatı kulpundan.Otur şöyle karşısına, söyle orta şekerli türk kahvesini. Aldın mı hayatın kahvesinden bir yudum?
Bak anıların sırtına destek ,geleceğine ışık oldu.Göremiyorsan daha dikkatli bak, gördün mü?Hadi kulpuna destek, hayatına ışık geldi. Kayıplara değil, kazançlara gidişler şimdi. Yüreğin ısındı mı güneş değmiş gibi ya da aşık olmuş gibi? Çocuğuna bakar gibi sıcacık ve ıslak mı bakışların? Utanma insansın sen, ağla korkma.Mutlulukların çoğalıyor ,yenisini üretiyor.Hadi yaşa..............................HEM DE DOYASIYA............
Kulplarla başlamıştık bu hikayelere her şeyi fincanı tutabildiğimiz gibi tutabiliriz sandık.Belki de birilerinin bizi tutmasını sağlamak, hatta tutulmaktan kaçtık.Hepimizin isyanlarını,haykırışlarını barındırdı bu satırlar.Kendimizden sakladıklarımızı döktük buralara.Gerçek olarak tutamadıklarımızı burada yakalamak istedik.Belki bulduk, belki kırıldık,belki de kandırıldık.Yaralarımız kanadı yine ,biz yine sardık.Gangren olmuş elimizi ,ayağımızı bu satırlarda kestik ama yine e de atmaya kıyamadık sakladık.Biz iflah olmaz kırık kulplarız.Her kırılışta elimizde zamklar yapıştı, yapışacak.
Hadi vazgeçelim bu sevdadan.Ne yapışıyor ,ne de akan kan diniyor.Yeni bir pencere açılmış,şu karşıdaki mağazada yeni raflar varmış bizi alacak.Yeni hayat,yeni ev,belki de yeni kulplar.Eskiyi anlatmayan ,kırılmayan,kanatmayan.Sıkıca tutan ve tutulan.............
Hayatın hep acımasız yönü ezer bizleri,kanatır.Hanginize sorsam derin diyeceği bir yarası vardır.Benim de var,sizden farklı değilim bende.Nefes alıyorum,besleniyorum,hissediyorum.Zaman zaman çoşkulara dalıp unutuyorum kederleri,zaman zaman da kederlerin ummanında boğuluyorum.Kalemi alırdım eskiden elime boğulurken,kelmelere tutunup diplerden çıkabilmek için.Hayatın götürdüklerinden çok getirdiklerini beklerdim kapıda,ama ya gidenler.Onlara şanına yakışır bir uğurlama töreni ile yapamamıştım, gelenler gözlerimi öyle büyülemişti ki ozaman.Gençliğin verdiği heyecandan, belki de hayat okulunun hayta 1.sınıfının büyülü sıralarındandı bu duyarsızlıklar.Zaman geçtikçe perdeler indi ve gerçekler yüzüme çarpmaya başladı.Neredeyse elimde hiç birşey kalmamıştı gidenlerden sonra.Zaman ne zamanı bilemiyor insan değil mi? Zaman kendine gelme zamanı dedim,kapıyı kapattım.Gelenlerin pencereden, bacadan geleceğini bile bile gidenlerin önünü kesmeye başladım.Son sınıfta öğreniirmiş herşey, nerden bilebilirdim bunları? Ölüm zamanı gelince insan daha bir heyecanlanırmış meğer sanki yeni doğmuş gibi.Gün doğumlarına değil de gün batımlarına hayranlık duydum.Gurupların bu kadar güzel olduğunu neden söylemedin bana? Yoksa bunca yıldır esirger miydim bundan gözlerimi? Hayatın bitimine yakın tadılan bu tad ölüme de mutlu götürür insanı, artık böyle düşünüyordum.Yılların bu tatla geçip gitmesini istedim,geç kaldığımı biliyordum ama mutluluk,huzur geç kalmaya bakmazmış meğer.Ben gidenlerin arasında onları da göndermişim aslında.Şimdi penceremde oturup onları bahçemde oynarken izliyorum.Gökkuşağının renkleri dolsun artık gözlerime ve geleceğime.........

BİR GÜNLÜK ÖMÜR

Gecenin tam yarısına gelmişim farkında değilim.Belki de ömür bir gün sürecek bu sefer,bilmece gibi .Hayatın beni bu kadar sık boğaz etmediği bir günü hatırlamak istiyorum.Doğduğum gündü sanırım en sonuncusu.Ne kadar uzun zaman olmuş diyeceğim ama ömür bir günlüktü dedim.Gecenin bir yarısı doğdum bir yarısı ölüyorum.

Mutlulukların kısalıpta hüzünlerin kol gezdiği bir şehir var dışarıda, içindeki herkesi ateşlere atan, yakan, kavuran bir hayat.Omuzlar düşmüş herkesin ,yükler çok ağır.Koşarak hayatı yakalamaya çalışırken kendimizi unutmuşuz.Sahte sevgilerin peşinde ,yarınlarımızı arkada bırakmışız.

Gün doğmak üzere; Ayşe,Kerem,Erol,Mehmet hadi kalkın.Bir kaç saat bile olsa fazladan yaşayalım.Otobüsler başladı caddeleri doldurmaya,heyecan var şehirde.Kapıdan çıkıp ilk gelen otobüse binicem dedim kendi kendime.Nereye giderse gitsin, bu bir günlük ömrü ıskalamıyorum sana inat.Hep ben yenildim,sen zafer gülücüklerinle bakarken.Bu gün benim günüm,ezdirmiyorum kendimi senin oyunlarına.

Papatya sever misiniz ? Hadi toplayın o zaman, tam yerindeyiz. Etrafı bir görseniz; her yer sarı beyaz yeşil.Kendimi saldım renklerin arasına, ne tarafa gitsem acaba? Her yöne bakmalıyım, girmediğim köşe kalmamalı.Görmediğim renk, tatmadığım tat,hissetmediğim hiç bir şey kalmamalı giderken.Sana inat bunların hepsi biliyorsun değil mi? Bunca doğumlardaki acılar , küçümseyişler, hayal kırıklıklarını yaşattığın için isyan ediyorum sana ve bir günlük hayata.Yarın olmayacağımı bilsem de bu gün benim ……..

İnsan ömrü boyunca nelere sahip olmalı? İş, yuva ,aile,çocuklar,aşk…….Bir gün içinde bunları yapabilir miyim? Hayal etsem de olur, bir güne koca bir aşkı sığdırabilirim.Sevgiyi içimde barındıran ben bir günde akıtabilirim bir papatyaya aşkımı.Toprak ve su besler güneş yakar, ısıtır, aydınlatır bizi.Kök salmış bir aşkın büyüklüğünü kıskanma sakın.Haykırıyorum sen benimsin eyyy aşk…………

Her yöne gittim, her şeyi gördüm bir günde.Gün batımı ilk defa hüzün getirmedi bana.Bu günü özel kılan da bu olsa gerek.Kendime verdiğim söz ve sana olan isyanım.Diğer günler de yine aynı şeyler olacak biliyorum ama bu gün benim. Bitmeyecek ezikliğimin ve hüznümün karşılığı, hani felekten çalınan gece gibi benim de senden çaldığım ya da bedel olarak aldığım bir gün.Denize, gökyüzüne,kuşlara,her şeye , gözümün ve gönlümün alabildiği her şeye ve heryere akıttım bu gün.Sana inat, bana yaşattığın kırgınlıklara inat, elimden kaçırdığım geçmiş ve geleceğe inat.BİR GÜN………………….