BLOGGER TEMPLATES - TWITTER BACKGROUNDS

Hürriyet

9 Ekim 2010 Cumartesi

AŞKA DAİR ŞİZOFRENİK SÖYLEMLER-2




Aşk, ruh hastalığıdır demiştik. Şimdi de şizofren bir aşıktan bahsedelim biraz. Aşka yakalanan herkes şizofren oluyor aslında, ama biz biraz farklı bir açıdan değerlendireceğiz şimdi bu aşığı.

“Gözümün nuru, burnumun direği, avuç içim, göz bebeğim, canımın içi, vs…” Daha neler neler söylenir sevgiliye. Burnunun direği olmak nasıl bir şeydir acaba? Kimse bana bu güne kadar “Sen benim burnumun direğisin” demedi doğrusu. Hani burnunun direği sızlar insanın türlü durumlarda. O zaman benim mi sızlamam gerekir doğrusu, merak ediyorum.

Gözümün bebeği ya da nuru; “İrisim sensin, gözümdeki ışık sensin “der gibi. Ya da, “ Gel seni gözüme koyup gezdireyim” ya da “lens yerine seni taksam olur mu?” der gibi.

Avucunun içine ya da canının içine nasıl koyar insan sevdiğini? Dövmeyle resmini yaptırmaya kalksanız, tutun günün birinde terk ettiniz ya da ihanet etti size. Her avuç içine baktığınızda karşınızda o hain yüz ya da isim, her neyse artık.

Yok! Bu da olmadı.

Gelin, aşkı bu hastalığa yakışır yaşayalım. Şizofrence, tutkuyla, iyileşmeyen bir bağlılıkla, sadakatle… Ruhumuza giydirelim aşkı. Aşık gibi yaşayalım ve yaşatalım. Gözümüze, avucumuza sığdırmaya çalışmayalım. Aşk, buralarda barınabilecek kadar küçük değil. Şizofrenin hayallerinin ucu bucağı yoktur, aşkın da olmadığı gibi. Böyle, evrensel olan bir aşkı küçücük bir göz bebeğine koyun bakalım şimdi.

Bu saydıklarımı hastalığa yakıştırıyorum, çünkü zamanın normal aşk anlayışını ben anlamıyorum. Tutku; sadece tensel, bağlılık, sadakat ise yok. Aşk, bakkaldan alınan bir çikolata gibi kısa sürede tüketiliyor.

Şizofrenik söylemler diyerek başlama nedenim bu. Ben ve benim gibi düşünen insanların zamanın normalite anlayışının dışında olduğu apaçık. Ne yapsak? Gitsek mi acaba bu köyden?

Mavisihir

1 yorum:

hasret senfonileri dedi ki...

ben köyümü(!) seviyorum sevgili mavisihir... Sevmeyen, alışamayan, anlayamayan defolup gidebilir!!
Aslında ben senin o söylemlerin derinlerinde yatan duyguları çok iyi tahlil edebildiğini biliyorum.. "yine bugünlerde burnumun direğindesin" dendiğinde, o sızının varoluş sebebini senden iyi kim anlayabilir?